Anasayfa | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynagi | Kullanım Haklari | Kunye - Iletisim |

HABER ARA


Gelişmiş Arama

GÖRELE ŞEHİTLİĞİ (2)

Okunma  Yazar : Nihat Çelik
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 341
Tarih  Tarih : 16 Mart 2010, 10:20

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çömlekçi Deresi’nin ulviyetini şu mısralarla tarihe mal ediyorum.
                                 ÇÖMLEKÇİ DERESİ
 
Görele Çömlekçi Deresi temiz,                          Nur gibi suları içtikçe içti
Organik sebzeyi iştahla yeriz,                            Bunların varlığı sanki bir hiçti,
Pınarlarındaki suyu içeriz,                                       Karın ağrıları hızla değişti,
Havası tertemiz nefis mi nefis.                            Birçokları öldü, moraller çöktü.
 
Çömlekçi’ye gelmiş işgal kuvveti;                     Moraller çökünce bilek işlemez
Etrafa salmışlar blöf heybeti,                              Cesaret olmaz ki ayak yürümez,
Dokuz ay avare gelsin kısmeti,                           Çömlekçi onlara olmuştur kepez,
Elden bir şey gelmez, hantal sureti.                     Allah vermeyince nasip değişmez.
 
Rus işgal orduları 1916 yılı Temmuz ayı sonlarında Görele’ye girerler. Temmuz ayını takip eden Ağustos veya Eylül aylarında Çürükeynesil (Sağlık) köyünden ayrılan Maksutlu-Karadere köyü, çevresinden topladığı 72 veya 75 kişi kadar, eli silâh tutan köylülerimizi muhitte bulunan Dikmetaş denen yerin meydanlık tepesinde bir araya getirirler. Etrafını ablukaya alıp; tamamını kurşuna dizmeye başlarlar. Aralarında pratik en az 10 kişi, arka tarafta bulunan uçurumdan kendilerini atmak suretiyle gözden kaybolup; Gazi olma şerefine nasip olurlar. Diğerleri ise şehitlik mertebesine yükselirler. Ruhları şad olsun.
Şehitlik zâhiri bir görüntü içinde değildir. Tespit edebildiğim kadarı ile bu 4. bâtınî şehitliğimizdir. Buradaki tek tek öldürülen şehitlerimizin konusuna giremeyeceğiz, yerimizin darlığı nedeni ile.
Beşinci BÂTINÎ Şehitliğimiz ise;
Görele’den Tirebolu İlçesi istikâmetine giderken, Tirebolu-Karademir köyü altını biraz geçtikten sonra, sahilde eski şosenin sol tarafında, yoldan üstünde ve bahçede 22 kadar vatandaşımız arka üstü yatırılmış olarak; üzerileri güllük ve alaflarla örtülü vaziyette şehit olmuşlardır. Mekânları Cennet olsun.
İşgal başladığından beri 14,5 ay olmuştur. Sanki kaplumbağa yürüyüşü, İşgal güçleri 1917 mayısın ilk yarısında Harşıt ırmağına gelip dayanmışlardır. Fakat nafile… Dağlardaki karın erimesi ile Harşıt nehri haftlarca geçit vermemiştir. Nehrin üzerinde karşıya geçmek için köprü yoktur. Stratejik hesaplarını tutturamamışlardır. Selimoğlu Hacı Hamdi Paşanın Teşkilâtı Mahsusa Alayı ile, Firidinoğlu yarbay Topal Osman ağanın , gönüllü Milis Piyade Alayı çoktan gelecek hadiseleri göğüsleyip, bastırmak üzere vaziyet almışlardır. Nehrin batı kenarından güneye, ufkuna yukarı çoktan demir ağ örmüşlerdir sanki…
Samsun-Yeşilırmaktan güneye, Akdenize inmek hayal olmuştur.
Harşıt’ı takiben Kelkit havzasından akdenize ulaşmak denenecektir. Fakat maalesef bu da nafiledir. Gelin gibi süzülen ırmak bütün şecaatı ile zahîri ve bâtınî olarak faaliyete geçmiş ve zuhûratını göstermiştir. Tirebolu-Aslancık köyü, Harşıt kenarındaki değirmen devamlı zahire öğütür. Fakat zahirenin değirmene nasıl ve kimler tarafından ve ne zaman getirildiği kimse tarafından bilinmemektedir. Ağaç başındaki alaylarımız askerine kimler tarafından taşınarak, kimler tarafından ekmek yapıldığı ve yedirildiği bilinmemektedir.İlahi bir güç.
Harşıt Nehri, genişliğinin 600 metre tahmin edildiği Aslancık değirmeninin karşısından, düşman saltatlar batı kenarına doğru (bizim tarafa) devamlı ateş ederler. Libaslardan (çamaşırdan) mermiler geçer; sanki dantel işlenmiş gibi olur. Vücuda mermi dokunmaz. İlâhi bir hikmet.
 
YARBAY OSMAN AĞA DESTANI
Şiirimin 11.- 12. ve 13. kıtaları
 
Ağaçbaşında kurdun cengâver karargâhı,
Müdafaana aldın HARŞIT denen ırmağı,
Kırk yedinci alayın TİREBOLU cenahı;
Senden güç alıyordu GÖRELE’nin uşağı,
Rus’lara kan kusturdu HALKOVALI batağı.
 
Osman Ağa geliyor. Kırk yedinci alayla,
Giresun uşakları harbe gider horonla;
Rum-Ermeni ne varsa temizledin her yeri,
GAZİ OSMAN FİRİDİN rahat ettin bizleri.
 
KALE’de bir kahraman, hepimize verdi can;
OSMAN AĞA denince; toz olup kaçtı düşman.
KALE adaya bakar, Kalede aslan yatar;
ASLAN sen rahat uyu, ruhun kalplerde yatar.
 
İşgale başladıkları günden beri tutarsızlıkları her hareketlerinden belli olan Rus ordularının inisiyatifinden anlayan kuvâ lideri Mürtazaoğlu Deli Bilâl ve arkadaşları, Sis dağında-Sağıroğlu mağarasını kendilerine stratejik üs yapmışlardır.
Tarih aksine ve lehimize, hışmi ile tekerrür ediyor. Bir sene önce 27 Temmuz 1916 da Rus işgal kuvvetleri Çavuşlu’ya girerler. Bugün ise yine 27 Temmuz 1917 de Ruslarla Türk’ler arasında sulh imzalanır. Erzincan’da mütareke yaparlar ve gerisin geri çekilmeyi kabul ederler.
 
HARŞIT’IN AZİZLİĞİ
                            

 
                                 Harşıt nehri geçilmez;
Suyu baldır içilmez,
Bor yüklü Anadolu’m
Küffarlara verilmez.
 
Manevi azizliğin
Tarihi gizliliğin,
Organik zenginliğin
Bünyendedir gerçeğin.
 
 
 
 
 
 
Harşıt içi obadır,
Baş tarafı meradır,
                                 Kuşkaya’yla çevrilmiş,
HAK’tan olmuş seradır.
 
 
Harşıt Nehri güzelsin,
Hikmeti gösterirsin.
Küffar geçmesin diye.
Azamete erersin.
 
Hayalimde büyüksün,
Bırak ülküm yürüsün,
İsmin çayda ise de,
Sen ufkumda nehirsin!

 
Rus’lar her ne kadar 27 Temmuz 1917 de Türk’ler arasında  Erzincan’da işgallerine son verici sulh yaptılar ise de, aylar geçmesine rağmen halen çekip gitmiyorlardı memleketlerine. Hemen her bölgede ve köyde, muhacirliğe çıkmayan yerli halk işgalcilere haddini bildirmek için sabırsızlanıyordu ustura gibi bilenir olmuşlardır. İşgal kuvvetlerindeki her saltat (asker) bunamış ve acizlik içindeydiler.
Tirebolu-Danışman köyünde subayları vurulmuştur. İmatlı (inanca) köyünde saltatları.
Görele’nin içinde saltatlar ile yerli halk arasında düello olmuş. Karşılıklı beşer onar kişi ölmüşler. Görele Askerlik Şubesi binası işgalcilerin karargâhları idi. Bütün saltat ve komutanları duelloya iştirak ederler. Yerli halk azınlıkta kalır. Kazma, kürek, kasatura ve odunlarla önlerine gelen yerli halkı hiç mermi atmaksızın, boğuşma neticesi öldürdükleri görüntüsü verirler. Mütarekeye sadıkmışlar süsü verirler. Fitigerli İbrahim Hoca Efendi: Uşaklar “siz de vurun, murdar gitmeyin feryadını yapar”. Halkın arasında  bulunup, 10 kişi kadar Eynesil-Şarlı-Şalpazarı ahalisinden şehit vardır. Ölen ve ağır yaralıların tamamı 67 kişidir. 67 kişiden on veya onbeş kişi kadar ağır yaralı var. Eynesil-Şarlı-Şal pazarı’ndan olan arkadaşlar: Görele ve Anbar’ininden yüklendikleri tayini (Ekmeği) yayladaki askerlere götürmüşler, geri dönüşte Görele’deki kahvehanelerde yorgunluk molası vermişler. Başka bir ihtimal daha var ki; o da şu: O gün halk güç birliği yapıp, iyice gevşeyip molozlaşan işgal kuvvetlerine hadlerini bildireceklerdir. Olanlar olmuştur. 67 kişi işgal kuvvetlerinin at arabalarına ölü veya yaralı yüklenip; Görele-Kumyalı mahallesinin taa öteki ucunda ıssız, tenha yere üç çukur kazılarak definleri yapılacaktır. Şimdi bu şehitlik Görele’nin ortasında kaldı. Orman İşletme Şefliği’nin hemen arka tarafına tesadüf etmektedir. 67 kişiden 10 vey 15 tanesi yaralı olarak canlı , çukurlara atılmış ve üzerileri kapatılmıştır. Çukurlardan insan sesleri geliyor. Saltatlara kumandanları emir veriyor: Bu çukurların başında üç gün nöbet bekleyeceksiniz ve mezardan çıkan olursa öldüreceksiniz emri veriliyor. Kalabalık Rus saltatlar Görele’nin içinde ve en az 5 adet kahvehaneyi tek tek gezip, yerli halkı öldürüyorlar.
Araştırmalarım esnasında; hatıracıların ayrı ayrı rakam vererek anlattıkları : Çukurlarda-yani mezarlarında 25 şehit var.33 şehit var.40 şehit var. 80 şehit veya başka rakamlar ileri sürenler var olduğu gibi. Tarihi hatıraları bizzat nakledenlerden bir tanesi bayan: 67 adet şehit var demiştir.Bu sözü bilinci ile söylemiştir.Gayet akıllı, manevi halam.67 şehitten bir tanesi de dedesidir. Bu bayanı tanımayan ve halen hayatta olan 110 yaşında olduğunu bildiğim bekçibaşı adı ile maruf Niyazi Kemal ERENER amca dahi, 67 şehidin olduğunu beyanen belirtmiştir.
Tarihi benzerliklerin bir tanesini daha dikkatlerinize sunuyorum. 67 şehide karşılık, Görele’nin kurtuluşundan 67 gün önce yani  8 Aralık 1917de bu menfur  olay olduğuna göre 13 Şubat 1918 tarihi çarşamba günüdür. Şirin Görele’miz kurtuluşa ulaşmıştır.
Kurtuluş gününden 8-10 gün kadar önce Görele Çarşısı’nda 100 kadar insan Merih’ten gelmişçesine; ferdi olarak veya ikişer kişi bir arada geziniyorlar. Gadagal’ın fırınından bir vatandaş, yoldan geçmekte olanlardan birisine çağırıyor ve diyor ki:           Ne geziniyorsunuz deli deli bu Görele’nin içinde? Başınızda didilli kavuk, ensenizde örük, elinizde süngülü bir değnek, bacaklarınız süpürge tokacı gibi. Ben sizin derviş olduğunuza inanırım, bir şartla: Alev alev yanmakta olan Gadagal’ın fırınının içersini göstererek; şu fırının içine atla, gir, otur bakalım dedi. Derviş hiç sesini çıkartmadan usulca fırının ağzına yaklaşarak, şaadet parmağını ağzına götürdü. Soldan sağa dudaklarını sildi. Besmeli-i Şerif çekerek yanmakta olan fırının içine atladı. Bağdaş kurup alevin ortasına oturdu. Bir müddet orada oturduktan sonra sessizce çıkarak kayboldu, gitti. Hepimiz orada donakaldık. O gittikten sonra: “Bu bir keramettir!” demekten kendimizi alamadık.
Rus işgal güçleri kurtuluştan 5-6 gün önce 3 adet gemi ile her gün Görele İskelesi’ne demirler. Devamlı olarak Novoroski limanına soylarından olan subaylarını ve askerlerini taşıyıp dururlar.
Teşkilatı Mahsusa Alay Kumandanı Trabzon Merkez’den, Selim oğlu Hacı Hamdi Paşa ile; 47. Gönüllü Düzenli Milis Piyade Alay Kumandanı Firidinoğlu Yarbay Topal Osman Ağa: “Etmeseydiniz ki, bulmasaydınız.” ata sözünün düsturunu yerine getirip, intikam duyguları galeyana geliyor. Bu duygularını fazlasıyla yerine getiriyorlardı. Görele’nin içinde 5-6 gün gürültüleri, feryatları ayyuka, arşa çıkıyordu işgalcilerin. Bozcaali’nin Kovantaşı’ndan, Daylı Köyü’nün Gulle kıranından, Türkelli’nin Dikmetaşı’ndan, Yeğenli Köyü’nün Tüytepe’sinden, Aralıkoz Köyü’nün Çataltaşı’ndan o kıyamet kopmuşçasına feryadı ve gürültüyü açıklıkla dinlemek mümkün idi.
Novoroski’ye gitmekte olan saltat yüklü gemilerinden bir tanesini Görele’nin kenarındaki Gemitaşı’nın löngüzüne diplemişlerdir.
 
Görele-Kumyalı Mahallesi’ndeki stabilize pistte; kurye amaçlı, uçurulamayan tek kişilik uçak Görele adı ile Yeşilköy Atatürk Havalimanı Havacılık Müzesi’nde halen muhafaza edilmektedir. Canı isteyen İstanbullu gidip Yeşilköy Atatürk Havalimanı Havacılık Müzesi’ndeki Görele isimli uçağı görebilirler.
İşgalleri sırasında Görele-Kumyalı Mahallesi’nin hemen tamamına yakın yerine baraka yaparak içini silah ve cephane ile donatmışlardı.
Trabzon Teşkilat-ı Mahsusa Alayı ile 47.Gönüllü Milis Alayları bu harp nimetlerine sahip olmuşlardır. Tahmin ediyorum ki: Bu mühimmat, ganimetler Ankara Polatlı’dan başlayıp, İzmir Kordonboyu’na kadar uzanan tarihî destan yolumuzda Yunanlılara karşı; Büyük Kurtarıcımız Atatürk’ün emri ile kullandırılmıştır.
İşgalcilerden sonraya kalan ve Görele’de bırakılan binlerce gadana (iri at), bağı çözülenler sokaklarda başıboş kaldılar. Bağlı olarak bırakılan gadanalar ise dört parmak kalınlığındaki tahtaları kemirip yediler.
Rus veya Beyaz Rus kökenlilerin, bölgemizde ölmeyenleri 5-6 gün zarfında gemileri ile çekip gittiler. Ekalliyet kökenliler ise yaya olarak taa Orta Asya’ya kadar yürümek mecburiyetinde kaldılar. BAYDUN SARAY-BAYDUN SARAY (Orta Asya’da Saray isminde geniş bir coğrafya parçası var. Biz saraylıyız-biz saraylıyız, bizi öldürmeyiniz.) diye yalvarır dururlardı. Saray kelimesi: Rusça değil, Farsça’dır.
Yarbay Topal Osman Ağa yaya memleketlerine dönmekte olan etnik kökenli Rus askerlerini taa Batum’a kadar atının sırtında takip etmiştir. Bir bakıma onlara haddini bildirmek için; bir bakıma ise onların sağ salim memleketlerine gitmelerine yardımcı olmak için.
 
GÖRELE İŞGALCİLERDEN TAMAMEN TEMİZLENMİŞTİR
 
            Görele’de artık tek bir işgalci unsur kalmamıştır. Şehitliğimizde üç çukur halinde 67 şehidimiz henüz canlılığını koruyorlar sanki. Şehitlerin görünürde olan ailelerinin tamamı Görele-Merkez’e gelip, din hocaları ve devlet ricali ile dirsek teması kurarlar. İş döner dolaşır Fitigerli İbrahim Hoca’nın vesayetine intikal eder. Fitiger: Torul İlçesi’ne bağlı, Kürtün Naiyesi’nin batısında, Manastır Köyü’ne bitişik, şimdiki Dağdibi’dir. İbrahim Hoca Efendi ilmi ile mütekâmildir. İbrahim Hoca şehit yakınlarına; falan Cuma günü, Cuma namazını müteakip toplanalım, herkes hazırlıklarını yapsın. Tabut-kefen-levazımat hazırlansın. O an gelir Cuma namazı eda edilir. Fitigerli İbrahim Hoca Efendi başkanlığında toplu olarak Görele-Kumyalı Mahallesi; şimdiki Orman İşletme Şefliği’nin arkasında, (PİO) İlköğretim Okulu’nun doğu kenarında, üç çukur halinde olan 67 şehit yattıkları yerden alınıp, bağlı oldukları köy, kariye veya beldedeki kabristanlığa defni yapılacaktır. Kalabalık bir grup şehitliğe varırlar.
            İbrahim Hoca Efendi bir çukurdan başlanılsın emrini verir. Kazma kürek ile başlanır kabir kazılmaya. Kabirden meydana çıkan ilk babayiğit bir delikanlı. Omuzundan koltuğunun altına asılmış bezden çenti (çanta) içinde mısır bazlaması (ekmeği) küflenmeye durmuş. Onun altındaki ceset ise gayri nizami çukura depilmiş. Kıbleye yönlendirilmiş, nizami bir yerleştirme yok zaten.
            Fitigerli İbrahim Hoca kalabalığa “durun bakalım hele “ diye nida ediyor: Yunus Peygamberimiz yunus balığının karnında kaldı. İlahi bir rastlantı. Bu şehitlerimizin abdestleri kandan, kefenleri gönden, kıbleleri her yönden, deyip cemaati ikna ediyor. Bırakalım bunları Hz.ALLAH’ın
zdaki ineğimizi bağından çözer. Güneş doğmadan, serinle beraber otlatayım diye bükümüze (şehitliğin olduğu yere) götürür. Fitigerli İbrahim Hoca’nın peşinde şehitler denizden abdest almaya giderler. Toplu halde. Babama dur dur derler. Babam duraklar. Şehitler abdest alıp geri dönerler. İstirahatgahlarına varırlar. Babama geç artık derler. Babam, karşıya geçmeye cesaret edemez. Eve döner.
 
 
 
 
 
 
 
ON ÜÇ ŞUBAT MENKIBELERİ
 
     Uşaklar hücum etti;                                                      Hebüllü tepesinden            
     Rus’lar hep donakaldı                                                   Salvo ateş ettiniz,                                       
     Gâvurun bir uçağı                                                         Döndü kıranındaki
     Kumyalı’mız da kaldı.                                                  Gâvuru geberttiniz.                
     * * *     * * *     * * *                                                    * * *     * * *     * * *                                                   
    GÖRELE uşakları                                                          Altmış yedi ŞEHİTLER         
     Silahına sarıldı,                                                              Kumyalı’da yatıyor;  
     Rus’un mühimmatları                                                    Manevi atmosferi                                                             
     Cephanelikte kaldı.                                                        Bizi aydınlatıyor.                                                                 
     * * *     * * *     * * *                                                     * * *     * * *     * * *                                                                
    Çeteler siper aldı,                                                            Kükremiş de sel olmuş,                                         
     —Yürekleri hopladı;                                                       Dere akar dövünür;
     Bin tane kadana’yı                                                          ŞEHİTLİĞE gelince,
     GÖRELE’de bıraktı.                                                      Tam ikiye bölünür.
     * * *     * * *     * * *                                                       * * *     * * *     * * * 
    Silah – Giyecek – Gıda,                                                   Abdestleriniz kandan,
     Hepsi dolu depoda;                                                         Kefenleriniz gönden,
     Almaya güç kalmadı,                                                      Kıbleniz birçok yönden
     Leşler kaldı ortada.                                                          Söz: Fitiger’li hocadan
     * * *     * * *     * * *                                                       * * *      * * *     * * *
    Şehitler ve gaziler                                                             İşi iyi becerdi:
      Bir araya gelirler;                                                           TOPAL OSMAN Ağa’mız;
      Kâfir oğlu Kâfirler                                                          On üç şubat’ta bitti,
      Hep birden geberirler.                                                     Rus’la olan davamız.
      * * *     * * *     * * *                                                        * * *     * * *     * * *
    Gâvurların rüyası,                                                            Silah ve cephaneler,
     Etme-bulma dünyası;                                                      Birer ganimet’tiler;
     Uşakların yaptığı:                                                            Dumlupınar-afyon’da 
     Katına-kat alâsı.                                                               Yunan’a sarf ettiler.
     * * *     * * *     * * *                                                        * * *     * * *     * * *
   Yanınıza kalmadı,                                                              ANIT MEZAR YAPALIM,
     Yaptığınız işkence;                                                          Şehitleri analım;
     Rus’lar hiç anlamadı:                                                       ŞEHİTLER HUZURUN’DA
     Basıldılar bir gece.                                                           İHTİRAM’DA duralım…
     * * *     * * *     * * * 
    Gelişiniz oldu da,
     Dönüşünüz olmadı;
     Görele uşağını
     Cihan alem anladı.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
GÖRELE ŞEHİTLİĞİ BAŞINDA YAZILI BULUNAN KİTABEMİZ
HÜVEL BAKİ
Eyyy bu topraklar için canını verenlere,
Nümûne oldunuz; HAK yolunda erenlere,
Atıfta bulundunuz hayatı sevenlere,
İhtiramda duralım buradaki şehitlere.
 
En kutsal fedakârlıktır sizden VATAN’a,
Tazimde bulunurum gönüllerde yatana,
Gıpta ediyorum ben Hurilerle uçana,
Selâm rütbelerin en büyüğünü alana…
            Burada medfun 67 şehidimizin ruhlarına ELFATİHA.
 
            Mezkur şehitliğin bulunduğu arsa bilahare, yani bin dokuz yüz ellilerde ilk sahibi olan  Tavacıoğullarından beş kırmızı (beş teklik altın) liraya satın alınmıştır.
 
 
 
           Doğu Karadeniz sahili’nde Rus işgal güçlerinin yaptıkları mezalimi; iyi veya kötü hatıralarını, 20 seneden bu yana araştırır dururum. Kendi istidadıma göre ince eleyip, sık dokumak sureti ile. 350 sayfa civarında olacağını tahmin ettiğim (KUVVA-İ MİLLİYE’de Görele ve Civarı) kitabımdan fazlası ile kısaltmalar yaparak tarihi nitelik taşıyan bir belgeyi; konusu ile şiirlerimi de serpiştirdim aralarına. Hoşunuza giderse ne mutlu.
            Görele Müftüsü; Trabzon-Şalpazarı İlçesi’nden manevi kardeşim sayın Enver TÜRKMEN Efendi’nin dileği üzerine yazdığım bu hülasa tarih belgesini kaleme aldım. Sayın müftümüz genç, dinç, halim, selim ve mütevazi bir atom karınca.
            Şehitliğimizin doğu kenarına; Görele’yi temsil edecek liyakata sahip “Şehitler Camii” adı ile modern bir camii şerif yaptırıyor, Görele Müftülüğü adına. Şehitlerimizle birleştiriyor. Bu iki unsurun manevi gücü ile semada ve başımızda rahmetin eksik olmayacağından ümitliyiz,  İNŞALLAH. Bu itibarla şayet hakkım varsa helal ettim. Karşılığı varsa ALLAH’dan (CC) talep ediyorum.
            Tekrar selâm ve saygılar sunarım. 22 Ocak 2010
                                                                         Nihat ÇELİK - 1934
                                                                            Şair ve Araştırmacı Yazar
                                                                                             Aralıkoz Köyü GÖRELE
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Bir Hayalim Var Benim!04 Eylül 2010

GALERI

ANKET

GÖRELE DEYİNCE AŞAĞIDAKİLERDEN HANGİSİ AKLINIZA GELİR?














Tüm Anketler


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi