Anasayfa | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynagi | Kullanım Haklari | Kunye - Iletisim |

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Başarılı olmak için ne yapıyoruz!

Okunma  Yazar : Ahmet Cafer
Yorumlar  Yorum Sayısı : 1
Okunma  Okunma : 452
Tarih  Tarih : 29 Mart 2010, 12:06

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Toplum olarak hep başarılı insanların başarılarının nedenini, sadece okudukları okullarla bağlarız. Bizlere göre bir insan ne kadar çok iyi bir okulda okuyorsa başarılı olmaması kaçınılmazdır. Başarıyı hep bu şekilde değerlendiririz.
Madem başarılı olmak, farklı olmak sadece iyi bir okul okumak gerektiriyorsa neden çevremiz de bu kadar okumuş ama bir türlü istediği yere gelememiş mutsuz, başarısız insanlar var dersiniz.
  Bana göre bunun tek nedeni insanın kendisine ne katıp ne katmadığıdır. Diğer bir anlamı ise içe dönük veya dışa dönük yaşamasıdır. Çoğumuz başarının kaynağının dışa dönük yaşamakta buluruz.
   Oysaki dışa dönük yaşamak bizi çoğu kez bizden uzaklaştırır, kargaşa içerisine sokar.
   İçe dönük yaşamak ise bizi bize yakınlaştır. İç dünyamızı dinlememize neden olur.
    Ben başarının hep insanın kendisi ile baş başayken, iç dünyasını dinlediği anlarda geldiğini düşündüm.
    Bir gün bu düşümce mi doğrulayan bir televizyon programı dikkatimi çekti. Programda, çalışıp çabalayıp, okumuş ama bir türlü başarılı olmayan insanları ele alıyorlardı.
    Konuklardan biri üniversite mezunu bir genç kızdı. Sorunu ise  üniversite mezunu olduğu halde bir türlü iş bulamamasıydı. Bulduğu işte de bir türlü mutlu olamamasıydı.
   Psikiyatri, doktor kendisine şu soruyu yöneltti "Peki siz üniversite mezunu olmak dışında kendinize ne kattınız?"
   Bu soru; beni şaşırttığı gibi, üniversite mezunu kızı da şaşırtmıştı. Belli ki böyle bir soruyu beklemiyordu. Kızın cevabı "hiçbir şey" oldu. Ama bunu söylerken de o an yetersiz olduğunu, sorunun cevabını da bulmuş gibi bir ifade oluştu yüzünde.
   Araya yine üniversite mezunu olan bir genç kız daha girdi. Kendisinin de üniversite mezunu olduğunu ve iş bulmakta hiç zorlanmadığını söyledi. Psikiyatriktin sorusu da hemen şu oldu:
"Peki, siz üniversite mezunu olmak dışında kendinize ne kattınız?"
    Kız, satranç kursuna gittiğini, 15 yaşından beri gitar çaldığını ve fotoğrafçılığa merakı olduğunu söyledi. Kısacası doktorun duymak istediklerini söyledi. Doktorun söylemek istediği de buydu sanırım.
    Yaptığı her şey onun zevk almasını sağlamış, zevk aldıkça da kendini zenginleştirmiş, zenginleştikçe kendisine güveni artmış iç dünyasını hep dinler olmuş bunlarda onu nitelikli başarılı biri yapmış.
  Anlayacağınız birinci örnekteki kız; üniversiteyi okumak dışında, kendisine hiçbir şey katmamıştı. Sanırım çevremizdeki mutlu ve mutsuz insanlar arasında ki fark da buydu. Kendilerine ne katıp, ne katmamalarıdır.

   Anne, baba olmak dışında, fabrikada çalışmak dışında, ailesine güzel yemekler yapmak dışında, sevilen bir dost, iyi bir komşu olmanız dışında hiç sordunuz mu kendinize ben kimim diye.
    Ben bütün başarının özünün bunda yattığını düşünüyorum. İnsanın çevresi dışın da kendisine ait bir dünya yaratmasına bağlıyorum.
Ben bu konuda biraz kendimi şanslı hissediyorum. En azından kendime kattıklarımın bana getirilerinin farkına varıyorum.
Evet, benim çevremin bana biçtiği roller dışın da bir dünyam var.
 
               Bu dünyayı nasıl mı ? Yarattım

   Sadece kendim istediğim için yaptığım aktiviteler, köşe yazılarım, gazete muhabirliği fotoğrafçılık televizyonculuk web sitesi ve hep yeni bir şeyler yapma peşinde koşuşturmamdır. Bir şeyleri sadece zevk aldığım için yapmak beni rahatlatıyor, çünkü bu anlar kendimle baş başa kaldığım içimdeki sesi dinlediğim tek anlar. Bu anlarda çevremin bana biçtiği rollerden de uzaklaşmış oluyorum.
     Bu aralarda kendimi daha çok seviyorum.
   İnsan; çevresindeki dünya dışında da kendisine ait bir dünya yaratıyorsa bu işini, ailesini, hayatını her yönde etkiliyor.
Sadece iyi bir okul okumak, iyi bir işte çalışmak maalesef bu tempolu hayatta bize yetmiyor, hiç birimizi mutlu etmiyor.
   Başarılı olmuş, mutlu insanları diğer insanlardan ayıran  özellikte bu. Bunlar dışında kendisine kattıklarıdır.
   Kendinizle baş başa kalabileceğiniz, yaptığınız bir iki farklı işler bile sizin bulunduğunuz kargaşalı dünyadan kendi dünyanıza çekmeye yetecektir.
   Unutmayın gelişmenin doğası, suya atılan taşın yarattığı halkalar gibi içten dışa, aşağıdan yukarıya, bireyden topluma doğrudur. Artık hayatınızda bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız önce kendinizden başlayın. İçinize bir taş atın…
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

yaşar keskin [ 29 Mart 2010, 21:43 ]
Eğitimin gerçek gayesi insanda problem çözme tekniklerini , yorumlama tekniklerini ve planlama tekniklerini kullanmayı ,sevk ve idare etmeyi ayrıca ani kararlar verebilme becerilerinide beraberinde getirdiğini unutmamalıyız üstad.Yıllarca tartışılan bir kavram haline gelen alaylımı mektepli mi sorusu sonunda gerçek cevap olarak tabiki mektepli cevabının kaaatine varmıştır.Eğer öyle olmasaydı çocuklarımıza kastımız nedir ki eğitim ve öğretimine yıllarca emek ve para harcıyoruz.Yıllarca sabahları en tatlı uykulardan kalkıp çocuğumuzu okula yolluyoruz.Akşamları okul dönüşünü dört gözle bekliyoruz.Teknik bilgileri pratiğe dökmek yine insanın kendine has bir davranış biçimidir.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Bir Hayalim Var Benim!04 Eylül 2010

GALERI

ANKET

GÖRELE DEYİNCE AŞAĞIDAKİLERDEN HANGİSİ AKLINIZA GELİR?














Tüm Anketler


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi